Doğum Sonrası Kadınlarda Depresyon

Doğum Sonrası Kadınlarda Depresyon

Annelik hüznüne sahip olmak günümüzde kadınların %80’inde görülmektedir. Çoğunlukla doğumdan sonraki 72 saat içerisinde daha az, doğum sonrasındaki ilk haftanın içerisindeki daha fazla ortaya çıkan bir durumdur. Bu durumun sebebi ise net olarak bilinmemektedir. Kadınlarda doğumla birlikte gelişen hormonal değişimlerin sonucunda doğum süreciyle, bebekle alakalı endişe ve anneliğin verdiği sorumlulukların farkındalığını suçlanma psikolojisidir.

ilginizi çekebilir :Eğitim Koçuna Neden İhtiyaç Duyarız?

Annelik hüznü bulunan kadınlar adet öncesinde gergin ve depresif olabilir.

Annelik üzüntüsünde normal olan bir üzüntü ya da stres durumu, duygusallık, kolay ağlayabilme, duygu durumunun sürekli değişmesi eleştiriye açık olmama, sinirli olma, uyku düzensizliği, Konsantre olamama gibi durumlar görülebilmektedir.

Genel olarak bir iki hafta içinde kendiliğinden geçen bir durumdur. Belirtileri hafif bir düzeydedir. Müdahale gerektirmez. Hastaya ve aileye durumun normalliğinden bahsetmek, hastanın sosyal destek sistemlerini güçlendirmek genel olarak yetersiz kalır. Annelik hüznü geçici olduğundan, bu durumu yaşayan kişilerin %20 %30’luk bir bölümünde doğum sonrasında ilk yıl depresyon durumu oluşabilir. Bu yüzden doğum sonrasındaki iki haftayı geçen psikolojik olumsuzluklar, doğum sonrasındaki depresyon bakımından dikkat etmek gereklidir.

Doğum sonrası depresyon, doğumdan sonraki ilk ay içinde ortaya çıkabilen depresif bozukluk durumudur.

Yetişkin annelerin %20’ye yakını, ergen anneler ise %25 oranına sahiptir.

Gebelik ve doğum durumu sağlıklı olan kadınlar için dahi duygusal ve fiziksel bakımından oldukça yorucu bir dönemdir.

Ebeveyn, bebek yapmak, bebek için güvenilir olan bir ortam tasarlamak, iletişim kurmak, yeni görevlerini ve gerekli olan her şeyi öğrenmek, aile duyarlılığını arttırmak, bebeğiyle alakalı problemleri çözmek zorundadır.

Bu yüzden annelik ve gebelik rolüne geçiş yapmak, aslına bakılırsa kriz durumudur. Anne olmanın verdiği sorumluluk ve bu rol ile alakalı kaygılar, kadınların ruhsal sağlığına zarar verebilir.

Annesinde ya da ailesinde geçmiş depresif dönem hikâyesi, gebelik depresyon öyküsü, annelik üzüntüsünün olması, doğum sonrasında depresyon gelişimine olan duyarlılığı artırmaktadır. Ayrıca psiko sosyal problemler, evlilik ile alakalı uyum problemleri, bebeğin sağlık problemleri, planlanmamış gebelik durumları, multiparite, yüksek riskli gebelik yaşanması, gebelik aşamasında yaşanan stresli olaylar, beklenmeyen problemler, kayıp ile sonlanmış gebelik ve doğum deneyimleri, kadın ya da erkeğin işsiz olması, sosyal desteğin yeterince verilmemesi, erken anne ve baba ayrılıkları, bebek bakımıyla alakalı kaygı ve endişelerin olması doğum sonrası dönemlerde risk unsurlarıdır.

Ayrıca biyolojik unsurlar, genetik ve hormonal, yeni doğuran kadınların anksiyete eşiğine düşmesini ve günlük olarak stres oluşturan durumlar ile daha zor bir şekilde baş etmesine sebep olabilir. Genetik unsurların üzerindeki durulmasının en önemli sebeplerinden biri postpartum depresyon gelişmiş olan kadınların birinci derece de olan akrabalarında mizaç problemlerinin oranı normalden yüksek olmasıdır. Ayrıca hormonal durumlara bakıldığı zaman bazı verilerin östrojen hormonunun rolünün olduğu düşünülse dahi bazı araştırmalar bu durumu desteklemiyor.

 ilginizi çekebilir : Moral ve Motivasyon Nasıl Yüksek Tutulur?

 

Gebelik dönemi boyunca yüksek olan östrojen düzeyinin doğumla beraber ani düşmesi durumunun depresyonla alakalı olmadığı saptanmıştır. Kortizol düzeyinin araştırılması mantıklı ve anlamı bir sonuç vermemiştir. Bazı araştırmacılar, doğum sonrasında geçici olarak Tiroid Diskonfsiyonun doğum sonrasındaki depresyonla bağlantısını kuramamıştır. Depresif mizaç durumunun Tiroid bozukluğuyla alakası olmadığı düşünülmektedir.

Doğum sonrasındaki depresyon durumu düşünüldüğünde anne sütüyle beslenmenin olumlu ya da olumsuz etkileri olabilir. Anne sütü veren kadınların, kendilerine ayıracak zamanlarının olmaması, emzirmeden dolayı uykusuzluk durumları, ilaç kullanmanın bebeğe zarar verecek düşüncesi gibi sebepler kolayca negatif duygu durumuna girebilmektedirler. Bu durum anne sütünün kesilmesine sebep olabilir.

ilginizi çekebilir : ilişki koçu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MÜGE SEREZ Uzm. Psikolog
Bize Yazın En Kısa Sürede Size Geri Döneceğiz.
Gönder
Canlı Destek